Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri

Aktif International Hastanesi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Tahmini okuma süresi: 12 dakika 56 saniye

Rahim Kanseri ve Rahim Ağzı Kanseri Hakkında Merak Edilenler

Rahim kanseri, kadın üreme sistemini etkileyen ve özellikle menopoz sonrası dönemde daha sık görülen kanser türlerinden biridir. Hastalık bazı kişilerde erken dönemde belirti verebilirken, bazı durumlarda şikayetler uzun süre fark edilmeyebilir. Bu nedenle hastalığa dair farkındalığın artması belirtilerin erken dönemde fark edilmesi açısından önem taşır.

Rahim kanseri ve rahim ağzı kanseri farklı nedenlerle ortaya çıkan, tanı ve tedavi süreçleri bakımından birbirinden ayrılan iki farklı hastalıktır. Bu yazımızda rahim kanseri ve rahim ağzı kanseri arasındaki farklardan risk faktörlerine, belirtilerden tedavi yaklaşımlarına kadar çok merak edilen konulara yer veriyoruz.

Rahim kanseri ile rahim ağzı kanseri arasındaki fark nedir?

Rahim kanseri ile rahim ağzı kanseri sıklıkla birbirine karıştırılsa da, bunlar aslında farklı özelliklere sahip iki ayrı kanser türüdür. Rahim kanseri rahmin iç kısmını kaplayan endometrium dokusunda ortaya çıkarken, rahim ağzı kanseri rahmin vajinaya açılan alt bölümü olan servikste gelişir.

Bu iki kanser türü nedenleri açısından da birbirinden ayrılır. Rahim kanseri çoğunlukla hormonal değişiklikler, ileri yaş, obezite ve bazı metabolik faktörlerle ilişkilendirilirken rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni Human Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonudur. Bu nedenle korunma ve tarama yöntemleri de farklılık gösterir.

Bu hastalıkların tanı ve tedavi sürecinde de farklı yaklaşımlar uygulanır. Tedavi planı ise kanserin türüne, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.

Rahim kanseri neden olur?

Rahim kanseri rahmin iç yüzeyini kaplayan endometrium dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkar. Hastalığın kesin nedeni her zaman belirlenemese de bazı faktörlerin gelişme riskini artırdığı bilinmektedir.

Özellikle östrojen ve progesteron hormonları arasındaki dengenin bozulması rahim kanseriyle ilişkili en önemli etkenlerden biridir. Riskin artmasına neden olabilecek başlıca faktörler aşağıdaki gibidir:

  • Menopoz sonrası dönem
  • Fazla kilo veya obezite
  • Diyabet ve yüksek tansiyon gibi bazı kronik hastalıklar
  • Uzun süre yüksek östrojen seviyelerine maruz kalmak
  • Adet görmeye erken yaşta başlamak veya menopoza geç girmek
  • Hiç doğum yapmamış olmak
  • Ailede rahim, yumurtalık veya kalın bağırsak kanseri öyküsünün bulunması
  • Bazı kalıtsal genetik sendromlar
  • Meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı hormon ilaçları

Bu risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip olmak kişinin kesin olarak rahim kanserine yakalanacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde hiçbir risk faktörü bulunmayan kişilerde de hastalık gelişebilir. Bu nedenle özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkan vajinal kanama gibi olağandışı belirtilerin dikkate alınması ve gecikmeden değerlendirilmesi önem taşır.

Rahim ağzı kanseri neden olur?

Rahim ağzı kanseri rahmin vajinaya açılan bölümünde bulunan hücrelerin zamanla anormal değişiklikler göstermesi ve kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu gelişir. Bu hastalığın ortaya çıkmasındaki en önemli neden kişinin HPV olarak bilinen virüsün bazı yüksek riskli türleriyle enfekte olmasıdır.

Ancak HPV enfeksiyonu olan her kişide rahim ağzı kanseri gelişmez. Çoğu durumda bağışıklık sistemi virüsü temizleyebilirken, bazı kişilerde enfeksiyon uzun yıllar boyunca kalıcı hale gelerek hücresel değişikliklere yol açabilir.

Rahim ağzı kanseri riskini artırabilen faktörler arasında aşağıdakiler yer alır:

  • Yüksek riskli HPV türleriyle enfekte olmak
  • Sigara kullanımı
  • Bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan hastalıklar veya tedaviler
  • Erken yaşta cinsel yaşamın başlaması
  • Birden fazla cinsel partnerin bulunması
  • Düzenli jinekolojik kontrollerin ve tarama testlerinin ihmal edilmesi
  • Uzun süre devam eden HPV enfeksiyonu
  • Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların varlığı

Rahim kanserinden farklı olarak, rahim ağzı kanseri çoğu zaman kanser öncesi değişikliklerin tespit edilip tedavi edilmesiyle önlenebilen bir hastalıktır.

Rahim duvarı kalınlaşması kanser midir?

Rahim duvarının kalınlaşması tek başına kanser anlamına gelmez. Rahim duvarı olarak bilinen endometrium tabakası çeşitli nedenlerle normalden daha kalın hale gelebilir. Bu durum bazı kadınlarda hormonal değişikliklere bağlı olarak gelişirken, bazı vakalarda kanser öncesi hücresel değişikliklerin veya rahim kanserinin habercisi olabilir.

Rahim duvarının kalınlaşmasına yol açabilen nedenler arasında aşağıdakiler bulunur:

  • Hormonal dengesizlikler (östrojen fazlalığı)
  • Menopoz dönemindeki değişiklikler
  • Obezite
  • Polikistik over sendromu (PKOS)
  • Bazı hormon tedavileri
  • Endometrial hiperplazi adı verilen rahim iç tabakasının aşırı büyümesi

Özellikle menopoz sonrası dönemde görülen rahim duvarı kalınlaşması daha dikkatli değerlendirilmelidir. Çünkü bu dönemde ortaya çıkan kalınlaşma bazı durumlarda kanser öncesi lezyonlarla veya rahim kanseriyle ilişkili olabilir.

Ancak kesin tanı yalnızca ultrason sonucuna bakılarak konulamaz. Gerekli görüldüğünde rahim içinden doku örneği alınarak inceleme yapılması gerekebilir.

Bu nedenle rahim duvarı kalınlaşması saptandığında paniğe kapılmak yerine altta yatan nedenin belirlenmesi için ayrıntılı değerlendirme yapılması önemlidir. Özellikle düzensiz vajinal kanama, uzun süren adetler veya menopoz sonrasında görülen kanamalar gibi belirtiler eşlik ediyorsa gecikmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

Rahim ağzı kanseri belirtileri nasıl anlaşılır?

Rahim ağzı kanseri erken dönemlerde çoğu zaman belirgin şikayetlere yol açmayabilir. Bu nedenle birçok kişi hastalığı ancak rutin jinekolojik muayeneler veya tarama testleri sırasında fark eder. Hastalık ilerledikçe ise bazı belirtiler ortaya çıkabilir ve bu belirtiler değerlendirme gerektiren önemli sinyaller olarak kabul edilir.

Rahim ağzı kanseri belirtileri arasında öne çıkanlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Adet dönemleri dışında meydana gelen vajinal kanamalar
  • Cinsel ilişki sonrasında görülen kanama
  • Menopoz sonrası kanama
  • Kötü kokulu veya normalden farklı vajinal akıntı
  • Pelvik bölgede ağrı veya baskı hissi
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • İleri evrelerde bel, kasık veya bacaklara yayılan ağrılar

Bu belirtiler yalnızca rahim ağzı kanserine özgü değildir. Enfeksiyonlar, hormonal değişiklikler veya farklı jinekolojik hastalıklar da benzer şikayetlere neden olabilir. Ancak özellikle tekrarlayan, açıklanamayan veya giderek artan kanama ve akıntı şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerekir.

Rahim ağzı kanserini anlamanın en güvenilir yolu belirtileri beklemek değil, düzenli tarama testlerinden geçmektir. Çünkü hastalık, kanser gelişmeden önce ortaya çıkan hücresel değişikliklerin tespit edilmesiyle erken dönemde belirlenebilir.

Menopoz sonrası kanama rahim kanseri belirtisi midir?

Menopoz sonrası kanama rahim kanserinin en önemli belirtilerinden biri olarak kabul edilir. Menopozla birlikte adet kanamaları tamamen sona erdiği için bu dönemden sonra meydana gelen herhangi bir vajinal kanama normal kabul edilmez ve mutlaka araştırılması gerekir.

Bununla birlikte, menopoz sonrası her kanama rahim kanseri olduğu anlamına gelmez. Rahim iç tabakasının incelmesi, hormon tedavileri, rahim polipleri veya bazı iyi huylu jinekolojik sorunlar da kanamaya neden olabilir. Ancak rahim kanseri vakalarının önemli bir kısmında ilk fark edilen bulgu menopoz sonrası ortaya çıkan kanama olduğu için bu belirti göz ardı edilmemelidir.

Kanamanın miktarı da yanıltıcı olabilir. Bazı kişilerde yoğun kanama görülürken, bazı kişiler yalnızca lekelenme şeklinde hafif bir kanama fark edebilir. Bu nedenle, kanamanın az olması değerlendirme gerektirmediği anlamına gelmez. Tek seferlik bir kanama bile menopozda rahim kanseri belirtileri arasında yer aldığından kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Gerekli durumlarda ultrason, histeroskopi veya rahim içinden doku örneği alınması gibi yöntemlerle kanamanın nedeni araştırılarak kesin tanıya ulaşılabilir. Bu sayede olası bir hastalık erken dönemde tespit edilip tedavi edilebilir.

Evrelerine göre rahim kanseri belirtileri nelerdir?

Rahim kanseri belirtileri hastalığın evresine göre değişiklik gösterebilir. Erken evrelerde belirtiler sınırlı olabilirken, tümör büyüdükçe ve çevre dokulara yayıldıkça şikayetlerin sayısı ve şiddeti artabilir. Bununla birlikte her hastada aynı belirtiler görülmeyebilir ve bazı kişilerde hastalık uzun süre fark edilmeden ilerleyebilir.

Rahim kanseri 1. evre belirtileri

Rahim kanserinin ilk evresinde hastalık rahimle sınırlıdır. Bu dönemde en sık karşılaşılan belirti anormal vajinal kanamadır. Özellikle menopoz sonrasında görülen kanamalar dikkatle değerlendirilmelidir. Bu evrede görülebilen belirtiler aşağıdaki gibidir:

  • Adet düzensizlikleri
  • Adet dönemleri dışında kanama
  • Menopoz sonrası kanama
  • Normalden farklı vajinal akıntı
  • Kasık bölgesinde hafif rahatsızlık hissi

Rahim kanseri 2. evre belirtileri

İkinci evrede kanser rahim ağzına kadar ilerlemiş olabilir. İlk evrede görülen belirtilere ek olarak bazı şikayetler daha belirgin hale gelebilir. Sık görülen belirtiler arasında aşağıdakiler yer alır:

  • Kanama miktarında artış
  • Sürekli veya tekrarlayan vajinal akıntı
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Pelvik bölgede baskı hissi
  • Kasık ağrısı

Rahim kanseri 3. evre belirtileri

Bu evrede hastalık rahim dışındaki yakın dokulara veya lenf bezlerine yayılmış olabilir. Buna bağlı olarak günlük yaşamı etkileyen belirtiler ortaya çıkabilir. Üçüncü evrede görülebilen belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Şiddetlenen pelvik ağrı
  • Bel ve kasık bölgesine yayılan ağrı
  • İdrar yaparken veya bağırsak hareketleri sırasında rahatsızlık hissi
  • Sürekli yorgunluk
  • İştahsızlık
  • İstenmeyen kilo kaybı

Rahim kanseri 4. evre belirtileri

Dördüncü evre kanserin uzak organlara yayıldığı ileri aşamadır. Bu dönemde belirtiler yalnızca üreme sistemiyle sınırlı kalmayabilir ve yayılım gösterilen organa göre farklı şikayetler gelişebilir. Bu evrede görülebilen belirtiler ise aşağıdaki gibidir:

  • Şiddetli ve sürekli ağrı
  • Belirgin kilo kaybı
  • İleri düzey halsizlik
  • Karında şişlik
  • Nefes darlığı
  • Kemik ağrıları
  • Genel sağlık durumunda belirgin kötüleşme

Belirtilerin şiddeti ile hastalığın evresi her zaman birebir ilişkili olmayabilir. Bazı erken evre vakalarda belirgin kanamalar görülebilirken, bazı ileri evre vakalar uzun süre sınırlı şikayetlerle seyredebilir.

Rahim ağzı kanseri testi hangi sıklıkla yapılmalıdır?

Rahim ağzı kanseri taramalarının hangi aralıklarla yapılacağı kişinin yaşına, sağlık geçmişine ve daha önceki test sonuçlarına göre değişebilir. Bu nedenle en doğru takip planı doktor tarafından belirlenmelidir. Ancak genel olarak kabul edilen tarama önerileri belirli yaş gruplarına göre şekillenir.

21-29 yaş aralığındaki kişilerde rahim ağzı kanseri testi olarak da bilinen smear testi belirli aralıklarla uygulanırken, 30 yaşından sonra smear testi ile HPV testi birlikte değerlendirilebilir. Test sonuçlarının normal olması durumunda taramalar daha uzun aralıklarla sürdürülebilir. Daha önce anormal sonuç saptanan kişilerde ise doktor daha sık kontrol önerebilir.

Rahim ağzı kanseri çoğu zaman erken dönemde belirti vermediği için yalnızca şikayetler ortaya çıktığında muayene olmak yeterli değildir. Düzenli taramalar sayesinde kanser gelişmeden önce ortaya çıkan hücresel değişiklikler tespit edilebilir ve gerekli müdahaleler zamanında yapılabilir.

Aktif International Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarının Önerisi

Jinekolojik kanserler, erken teşhis edildiklerinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan hastalık gruplarıdır. Aktif International Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanları olarak, hem rahim hem de rahim ağzı kanserinden korunmak ve bütünsel sağlığınızı korumak adına şu kritik noktalara dikkat etmenizi öneriyoruz:

  • Akdeniz Tipi Beslenmeyi Benimseyin: Obezite, özellikle rahim (endometrium) kanserinin en büyük tetikleyicilerinden biridir. Vücuttaki yağ dokusu östrojeni artırır. Bu döngüyü kırmak için işlenmiş şeker ve hayvansal yağlardan uzak durup; antioksidan, lif ve omega-3 bakımından zengin Akdeniz tipi beslenmeyi hayat tarzı haline getirmelisiniz.
  • Haftada En Az 150 Dakika Egzersiz Yapın: Düzenli fiziksel aktivite sadece kilo kontrolü sağlamaz, aynı zamanda vücuttaki insülin direncini kırarak hormonal dengenin (östrojen-progesteron dengesi) korunmasına doğrudan yardımcı olur.
  • Bilinçsiz Bitkisel Ürün ve Takviye Kullanımından Kaçının: Kadınlar arasında menopoz semptomlarını (ateş basması vb.) hafifletmek için sıkça kullanılan bazı “doğal” bitkisel karışımlar veya fitoöstrojenler, rahim duvarını kontrolsüzce uyarabilir. Doktorunuza danışmadan hiçbir bitkisel östrojen takviyesi kullanmayın.
  • Doğum Kontrol Haplarının Koruyucu Etkisini Değerlendirin: Tıbbi bir engeliniz yoksa, doktor kontrolünde kullanılan kombine doğum kontrol haplarının, yumurtalık ve rahim kanseri riskini belirgin oranda azalttığı klinik çalışmalarla gösterilmiştir. Korunma yöntemi seçerken bu avantajı hekiminizle konuşabilirsiniz.
  • Bariyer Yöntemlerini (Prezervatif) İhmal Etmeyin: HPV aşısı olmak rahim ağzı kanserine karşı muazzam bir koruma sağlasa da, aşı suşları dışındaki diğer tipler ve cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlar (kanser riskini dolaylı artıran inflamasyonlar) için prezervatif kullanımı cinsel sağlıkta temel kural olmalıdır.
  • “Nasılsa Kanama Yok” Diyerek Muayeneyi Aksatmayın: Rahim ağzı kanseri hiçbir kanama veya ağrı yapmadan da sinsi bir şekilde ilerleyebilir. Bu nedenle hiçbir şikayetiniz olmasa dahi yılda bir kez jinekolojik muayene olmayı ve doktorunuzun belirlediği periyotlarda Smear/HPV testlerinizi yaptırmayı bir özbakım rutini olarak görün.

Rahim ağzı kanseri ve rahim kanseri tedavisi aynı mıdır?

Rahim ağzı kanseri ve rahim kanseri her ne kadar aynı üreme sistemi içinde ortaya çıksa da, tedavi süreçleri tamamen aynı değildir. Çünkü bu iki kanser farklı dokularda gelişir, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar ve farklı şekilde ilerler. Bu nedenle uygulanacak tedavi planı da hastalığın türüne ve evresine göre değişiklik gösterir.

Rahim kanseri tedavisi planlanırken ilk aşamada çoğu zaman cerrahi yöntem tercih edilir. Özellikle erken evrelerde rahmin alınması en sık tercih edilen yöntemlerden biridir. Gerekli görüldüğünde, yumurtalıklar, tüpler ve çevredeki bazı lenf bezleri de operasyon kapsamında çıkarılabilir. Cerrahinin ardından bazı hastalarda radyoterapi, kemoterapi veya hormon tedavisi uygulanabilir.

Rahim ağzı kanserinde ise tedavi seçimi hastalığın yayılım durumuna göre daha farklı bir seyir izleyebilir. Erken evrede saptanan küçük tümörlerde cerrahi tedavi ön plandayken, daha ileri evrelerde radyoterapi ve kemoterapinin birlikte kullanılması yaygın bir yaklaşımdır. Bazı hastalarda hedefe yönelik tedaviler veya immünoterapi gibi yöntemlerden de yararlanılabilir.

Kısacası, rahim ağzı kanseri ve rahim kanseri için kullanılan bazı tedavi yöntemleri benzerlik gösterebilse de bu hastalıklar aynı şekilde tedavi edilmez. En uygun yaklaşım kanserin bulunduğu bölgeye ve hastalığın özelliklerine göre kişiye özel olarak belirlenir.

Rahim kanseri öldürür mü?

Rahim kanseri tedavi edilmediğinde yaşamı tehdit edebilen ciddi bir hastalıktır. Ancak her rahim kanseri vakasının ölümle sonuçlanacağını söylemek doğru değildir. Hastalığın seyri kanserin türüne, hangi evrede teşhis edildiğine, yayılım durumuna ve uygulanan tedaviye verilen yanıta bağlı olarak değişir.

Rahim kanseri çoğu zaman anormal vajinal kanama gibi erken dönemde fark edilebilen belirtilerle ortaya çıktığı için hastalık erken evrede teşhis edilebilir. Erken tanı konulan hastalarda tedavi başarısı genellikle daha yüksektir ve hastalık tamamen kontrol altına alınabilir.

Diğer taraftan, kanserin ilerleyerek rahim dışındaki dokulara veya uzak organlara yayıldığı durumlarda tedavi süreci daha karmaşık hale gelebilir. İleri evrelerde tercih edilen yaklaşım hastalığı tamamen ortadan kaldırmak yerine yayılımı kontrol altına almak, belirtileri azaltmak ve yaşam kalitesini korumak olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Rahim kanseri cinsel yolla bulaşır mı?

Rahim kanseri cinsel yolla bulaşan bir hastalık değildir. Kanser hücreleri cinsel ilişki sırasında bir kişiden diğerine geçmez. Ancak rahim ağzı kanseriyle ilişkili olan HPV enfeksiyonu cinsel temas yoluyla bulaşabilir. Bu durum zaman zaman rahim kanseri ve rahim ağzı kanserinin birbiriyle karıştırılmasına neden olabilir.

Rahim kanseri ise genellikle hormonal değişiklikler, yaş, genetik yatkınlık ve bazı sağlık sorunlarıyla ilişkilidir. Bu nedenle hastalığın ortaya çıkmasında cinsel temasın doğrudan bir rolü bulunmaz.

Rahim ağzı kanseri aşısı kimler için uygundur?

Rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen HPV aşısı virüsle karşılaşmadan önce uygulandığında en yüksek koruyuculuğu sağlayan aşılardan biridir. Bu nedenle aşı öncelikli olarak çocukluk ve ergenlik dönemindeki bireylere önerilse de farklı yaş gruplarında da uygulanabilmektedir. HPV aşısı genellikle şu kişiler için uygun kabul edilir:

  • Çocuklar ve ergenler
  • Genç yetişkinler
  • Daha önce HPV aşısı yaptırmamış kişiler
  • Doktor değerlendirmesi sonucunda aşıdan fayda görebileceği düşünülen yetişkinler

Aşının uygulanabilmesi için kişinin aktif bir enfeksiyona sahip olması gerekmez. Hatta aşı HPV ile karşılaşılmadan önce yapıldığında daha etkili sonuçlar verebilir. Bununla birlikte, daha önce HPV enfeksiyonu geçirmiş olmak da her zaman aşının fayda sağlamayacağı anlamına gelmez. Çünkü aşı virüsün birden fazla türüne karşı koruma sunabilir.

Obezite rahim kanseri riskini artırır mı?

Obezite rahim kanseri için önemli risk faktörlerinden biri olarak kabul edilir. Vücut yağ oranının artması, östrojen seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum da rahim iç tabakasının uzun süre hormon etkisine maruz kalmasına yol açarak kanser gelişme riskini artırabilir.

Rahim kanseri tedavisi sonrası çocuk sahibi olunabilir mi?

Bu sorunun yanıtı uygulanan tedavi yöntemine ve hastalığın evresine göre değişir. Rahim kanseri tedavisinde çoğu zaman rahmin alınması gerektiği için, bu işlem sonrasında doğal yollarla gebelik mümkün olmaz. Diğer yandan, bazı erken evre vakalarda, uygun hastalarda ve doktor değerlendirmesi doğrultusunda doğurganlığı korumaya yönelik tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.

Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan kişilerin tedavi süreci başlamadan önce bu konuyu mutlaka doktorlarıyla paylaşmaları önemlidir. Böylece mevcut seçenekler değerlendirilerek kişiye uygun bir yol haritası oluşturulabilir.

Rahim kanseri cinsel hayatı nasıl etkiler?

Rahim kanseri ve uygulanan tedaviler bazı kişilerde cinsel yaşam üzerinde fiziksel ve duygusal etkiler oluşturabilir. Cerrahi müdahaleler, radyoterapi veya diğer tedaviler sonrasında vajinal kuruluk, ilişki sırasında rahatsızlık hissi ya da cinsel istekte değişiklikler görülebilir. Ayrıca tanı sürecinin yarattığı stres, kaygı ve duygusal yük de kişinin cinselliğe bakışını etkileyebilir.

Ancak bu etkiler her hastada aynı şekilde ortaya çıkmaz. Tedavi sonrasında birçok kişi zamanla günlük yaşamına ve cinsel hayatına dönebilmektedir. Süreç boyunca yaşanan sorunların doktorla paylaşılması, uygun destek ve çözümlerin belirlenmesine yardımcı olabilir.

Aktif International Hastanesi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Yayınlanma Tarihi: 15 Haziran 2026 - Güncellenme Tarihi: 15 Haziran 2026

Üsküdar
Üsküdar hastanemiz ile iletişime geçin.
Bahçelievler
Bahçelievler hastanemiz ile iletişime geçin.
Kocaeli
Kocaeli hastanemiz ile iletişime geçin.
Çiftlikköy
Çiftlikköy hastanemiz ile iletişime geçin.
Yalova
Yalova hastanemiz ile iletişime geçin.
Başakşehir
Başakşehir tıp merkezimiz ile iletişime geçin.